haber günlüğü

10/11/2007 - 10 Kasım 2007

Kategori: Ali SiRMEN
Bugün Mustafa Kemal Atatürk' ün ölümünün 69. yıldönümünde, O'nu yine törenlerle anacağız.

Ben 10 Kasım törenlerinden çok sıkılıyorum. İçimi hüzünle karışık bir öfke kaplıyor.

Dört yıl önce bu sütunda yayımlanan "10 Kasım'da Sıkılıyorum" başlıklı yazıda bu isyan dolu duygularımı şöyle dile getirmişim:

"...Çocukluğumun, daha doğrusu öğrenciliğimin 10 Kasımları bende Atatürk resmi ya da büstü, kasımpatı, siyah fon, kırmızı bayrak, matem müziği, boş nutuklar, çocuksunun da ötesinde naif şiirler, 'ölmedin' edebiyatı, 'izindeyiz' martavalı ve yeterince gözyaşı dökememekten doğan suçluluk duygusu çağrıştırır hâlâ...

...Kısacası yapay yaslardan ve anmalardan sıkılıyorum.

Kuşkusuz kimilerinin sevgisinin ardında, Mustafa Kemal'i bir toplumun olağanüstü başarılı sıçramasının simgesi olarak görmesi ve onda bütün bir ulusun kimliğini algılaması yatıyor. Onlar O'nu yüceltirken bütün bir ulusu kutsuyorlar.

Ama kuşkunuz olmasın ki, o bilincin sahipleri azınlıktadırlar.

Diyebilirsiniz ki, 'O bilinci soldurup, o eseri yıkmak isteyenler de azınlıktalar'. Doğrudur.

Çoğunlukta olan duyarsızlıktır.

Öyle olmasaydı eğer, Cumhuriyetin sekseninci yılında bulunduğumuz durum bu mu olurdu?"

***

10 Kasım 2003 tarihli yazı şöyle bitiyordu:

"...Bugün bulunduğumuz noktada Time'ın ya da Mime'ın Atatürk'ü geçen yüzyılın en büyük adamları arasında gösterip göstermemesi ile uğraşmak yerine, ciddi biçimde düşünmek ve şu acı soruları sormak zorundayız:

- Acaba Mustafa Kemal Atatürk tarihimizde gelip geçici bir olay mıydı?

- Bu gidişle kısa bir süre sonra laik Cumhuriyetten geriye bir karikatür dışında ne kalacak?

Evet 10 Kasımlarda çok sıkılıyorum ve bu sıkıntı içinde yukarıdaki iki soruyu kafamın içinde evirip çeviriyorum."

Bizim yıllardır sormaya cesaret edemediğimiz bu soruyu, Atatürk hakkında 750 sayfalık dev bir eser yazan Andrew Mango kendi yapıtının sonunda şüpheci bir biçemle, şöyle dile getiriyor:

"Atatürk'ün verdiği mesaj, Doğu ile Batı'nın evrensel laik değerler ve karşılıklı saygı temelinde bir araya gelebileceği, milliyetçilikle barışın uyumlu olabileceği, insan aklının yaşamdaki tek gerçek rehber olduğudur. BU İYİMSER BİR MESAJDIR VE GEÇERLİLİĞİ HER ZAMAN KUŞKULU OLACAKTIR.

AMA SAYGI DUYULMASI GEREKEN BİR İLKEDİR."

***

Mango bu satırları, AKP'nin değil iktidara gelmek, kuruluşunun bile gerçekleşmediği 1999 yılında, yani 20. yüzyılın son aylarında kaleme almıştı.

Yukarıda alıntılar yaptığım " 10 Kasım'da Sıkılıyorum" başlıklı yazı ise Cumhuriyetin 80. yılında, daha Çankaya Tepesi düşmeden önce, laik demokratik Cumhuriyetin kimi başka kurumlarının dorukları Özal ­ Erdoğan taifesinin sultasına geçmeden çok evvel yazılmıştı.

O zamanlardan bu yana köprülerin altından çok sular aktı.

Artık çağdaş, laik demokratik bir Türkiye'den yana olanlar yalnız " Neden böyle oldu?" yu değil, aynı zamanda " Ne yapmalı?" yı da ciddi bir biçimde düşünmek ve bu yönde harekete geçmek üzere örgütlenmek ya da var olan, ama canlılığını, işlevini yitirmiş, toplumdan kopmuş, kendi içine kapanarak, tek adam partisi haline dönüşmüş örgütleri, eğer hâlâ mümkünse yeniden canlandırmak, yeniden düzenlemek zorundadırlar.

Boş nutuklar, kof şiirler, estetikten yoksun heykeller önünde demeçler dönemi geçmiştir artık.

Bütün bunları yapmaz isek, bundan sonraki 10 Kasımlarda ve bu durumda tabii ki, 29 Ekimlerde de kaçan büyük fırsata ve kendi hali pürmelalimize bol bol gözyaşı dökmekle yetiniriz.

Yaşamı ve dünyayı gözyaşları ve kof nutuklar değiştirmiyor ama...

ALİ SİRMEN

Cumhuriyet

www.haberinyeri.net

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Güncel haberler...

Kategoriler

Arkadaşlarım

uygarradikal
Özcan Çeltik
bilimhaberleri
baskemalist
slambasi






haber