Ergenekon operasyonu bahanesi ile Fethullah'a direnenler içeri alındı,sindirildi.
Basın gücü desen onun elinde,
Köşe yazarları,Görsel basın hatta Ampul vadisi bile onun tekelinde.
Liberal,yobaz kırmaları desek zaten hazır askerleri gibi.Yollarını gözlüyorlar...
Ufuk Uras ya da Ahmet Altan gibiler ise dünden razı onun gelmesi ile Kemalizm düşmanlıkları dizginlenecek.
Liberal ve yobazlar arasında ki zaman zaman oluşan anlaşmazlıklar,başlarına gelen şeyh ile toparlanacak belli bir düzene girecek.
Ama gelmem diyormuş bizim Bop imamı Fethullah.Malum vatanını yani Abd'yi çok seviyor,vatan hasreti çekmek istemiyor Türkiye'de.
Bizim Bop imamının hayran kitlesi saydıklarım ile sınırlı değil.Adam, değerli Deniz Som'un tanımı ile ''İsveç Çakısı'' gibi tüm emperyalizmin işine yarıyor.
Cia'dan George Fidas ve Graham Fuller.
Amerika Yunan-Ortodoks Başpiskoposluğu'nda rahip Alexander Karloutsos .
Küçük Amerikancının danışmanı Ermin Başer vs...
Hepsi Fethullah'ın vatanında kalması için çabalamış ancak başarılı olamamışlar.Bizde angutuz ya yedik tabi bunu.Abd'nin karşıdevrim liderini ülkemize yollarken,Fethullah ve elemanlarının ''Hocamızı istemediler ne yapalım mecbur geldi'' kalkanını yutturmaya çalışacaklar bizlere...Buna karşı gelenleri de hali ile dinsiz ilan edecekler.Mesela Din'i bütün Cia ajanı Graham Fuller bizden daha Müslüman ya da başpiskopos Alexander bizden daha iman'lı.Ilımlıcılara göre.Tabi bunu şimdi yapmayacaklar Abd'nin ülkemiz için hazırladığı karanlık planların temellerini daha da sağlamlaştıracaklar.
Fethullah'ın bir uyanıklığı daha mevcut.Basın gücü oluştururken sadece ''Sağ'' kesime hitap eden oluşumlara girmiyor yeri gelince ''Liberal'' kesim için basın gücü oluşturuyor.Yeri gelince de ''Taraf'' gazetesini de sözde ''Sol'' kesim için meydana getiriyor.Yani kendisini eleştirenlere hem sağ dan hem sol dan vuracak bizim Ilımlı uyanık.Tabi arada Ulusalcıların moralini bozmak ve psikolojik savaş açısından üstün duruma geçmek için sahte ulusalcıları da meydana çıkardığını unutmamak lazım.
Fethullah'ın Türkiye'ye gelip gelmeyeceğini eminim ki kendiside bilmiyordur.Malum Abd-Cia nereye git derse oraya gidecek.İp'ler başkalarının elinde.Ya bağlı olduğu yerde beslenecek ya da salı verilecek ipi.
Ya Abd,Akp'nin biraz daha güçlenmesini sağladıktan sonra getirecek bunu ya da Fethullah'ı biraz daha besleyecek.Bunu da büyük ihtimal basın gücü ile yapacak.Tsk'nın içerisinde ki vatan severlere savaş açmaları için Taraf-Zaman yetersiz kalıyor muhakkak daha güçlü bir basın organı girişimine başlayacaklar.
Diğer güçlenmeleri gereken yer ise bizim için Doğu,Abd için sözde kürdistan denilen yer.Malumunuz Abd'nin taşeronları son zamanlar da kürt sorununa el atıyor.Orada ki bireylerin bamtellerini iyi bilenler,Abd'nin ''Kendi kürtünü kendin oluştur'' çizgisi içerisin de amirleri olan Abd'ye yardım ediyor.Malumunuz Mustafa Kemal düşmanı Said Kurdi ise ortak liderleri.
Bu arada Fethullah'ın yazar-çizer kadrosu ile Abant Platformu oluşturuyor.Kimler yok ki bu Platform'da?
Kemalizm düşmanı Mehmet Altan, Pkk'nın siyasi kanadı Dtp, Cumhuriyet devrimlerine ''Travma'' diyen,Dengir Mir vs...
Özet ile tüm Cumhuriyet karşıtları arası bir diyalog oluşacak.Abd'nin kukla devleti kurması için nasıl yardım edebilir? Nasıl Mustafa Kemal ilkelerini parçalayabiliriz? Bop hizmeti için daha neler yapabiliriz? Tartışması yapacaklar...
Fethulah’ın Türkiye’ye dönüp dönmemesi konusunu,Fethullah’a göre değil Abd’ye göre yapmak en mantıklısı.Bana göre Fethullah'ı Türkiye'ye sokmazlar.Abd bunu istemez,yukarıda ki saydığım oluşumların olgunlaşmasını bekleyecekler.Tsk'nın içinde ki Kemalistleri öncelik ile yıpratacaklar,sözde Kürdistan’ın tanımını insanlara benimsetecekler,yeni kanunlar ile Akp ve Fethullah karşıtlarını halka indirgeyip daha büyük bir korku salacaklar... İşte o dönemden sonra Abd,onun ipini salacak...
Akp'nin kapanma davası süresi içerisinde gerçekleşen oluşumları izlemek alenen belgesel niteliği taşıyor.Bir taşeronun kaybedilme ihtimali üzerine su görmüş kuduz köpek gibi saldıran Ab yöneticilerinin Ülkenin değerlerine hakaretler savurması ve buna karşı Akp'nin izlediği yol gerçekten mide bulandırıcı.
İş Mustafa Kemal karşıtlığına gelince nasılda aynı ağızdan ''Demokrasi'' melodileri ile böğürürcesine zırvalıyorlar...
Kimisi Saidi nursilerin intikamı peşinde,kimisi ise Kurtuluş savaşı acısını dizginleme peşinde.Birisi ''İmdat'' diyor,kimisi ''Yetiştim''...Kimisi ''Bir tutturmuşlar Laiklik'' diyor,kimisi ''Laiklik dayatmadır''...
Amaçları,düşünceleri,yaptıkları,yapacakları örtüşüyor.Dedikleri ise birbirlerinin aynısı.
Liboş ve yobaz kırması bireylerin gönlünde taht kuran Jose Manuel Barroso,TBMM'de konuşma yapacakmış...Mustafa Kemal'in Meclisinde Mustafa Kemal düşmanı bir şahıs cıyaklayacak.Kimin oyları ile dersiniz? Tabi ki Akp...
Mhp grup başkanvekili Oktay Vural duruma itiraz etmiş ama kime fayda...Gözleri dönmüş bir defa Mustafa Kemal düşmanlığına karşı fayda edermi itiraz?Akp'li vekillerin oyları ile kabul edilmiş konuşma yapması Jose Manuel Barroso'nun...
Burada ki mesajı iyi okumak gerekli ;
Ab, benim taşeronuma dokunursanız gereken müdahaleyi yaparım diyor.
Akp ise bana dokunursanız, Mustafa Kemal düşmanları ile çekinmeden işbirliği yaparım diyor.
Üstüne utanmadan Türklüğe hakareti serbest bırakan 301'i altın tepsi ile Türk düşmanlarına sunuyorlar.Hem de bunu Jose Manuel Barros'nun geleceği güne yetiştirmek için debeleniyorlar...
İyi ki rahmetli Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu gibi bir Türk Kadını var...
Liboş ve yobaz kırması basının atacağı manşetler ve cirit attıkları görsel basında ki yorumlarını ise şimdiden tahmin ediyorum.
''Demokrasi düşmanı Güldal Mumcu''
'' Ab'yi üzdüler''
'' Chp klasiği''
'' Kemalizm kazınmamış''
'' Gürdal Mumcu'da Ergenekoncumu?''
Eşliğinde anırırcasına böğürecekler...
Öyle bir parti düşünün ki kendisini kurtarmak için bu ülkenin insanlarına kılıç geçirenlere yaranmak için Türklüğe hakareti serbest bıraksın.Bunu da yaparken zerre kadar utanmasın,çekinmesin...
Onlar utanmıyor lakin ben yaptıklarını yazarken bile utanıyorum.Bu konunun üstüne yazılacak çok şey var ama kusura bakmayın artık benim bu olanları midem kaldırmıyor...
27 Nisan 2007, Genelkurmay Uyarı bildirisi yayınladı. Nedeni ise geçen sene Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında yobaz kesimin Mustafa Kemal düşmanlığını alenen gerçekleştirmesi olsa da, hepimiz biliyorduk ki esas hedef, geçmiş yıllarda Cumhuriyet'e kinini belli eden Abdullah Gül'ün adaylığı idi.
Hoş değişen birşey olmadı, Abdullah Gül aynı Abdullah Gül, Tsk aynı Tsk, endişeler aynı endişeler, değişen birşey olmadı ya da zaten hiçbir şey değişmemişti kim bilir! Neyse konumuz bu değil.
F tipi ve liberal basının üstünü örttüğü bir facia yaşadık dün, alalen sevr hatıraları ülkemizde yayınlandı, hem de ilköğretim öğrencilerine okutulmak üzere! Bu ülkenin çocuklarına, Cumhuriyet çocuklarına, bölünmüş Türkiye haritası benimsetilmeye çalışıldı.
Haliyle Akp'den ses yok. Nasıl olsun ki, ne demelerini bekliyorduk? ''Yahu ne yapsak mecbursunuz yutmaya vura kıra Cumhuriyetinizi bölüyoruz, gelsin desin birşey birileri kolaysa'' demesini mi bekliyorduk?
Nasıl olsa "Fetullahçı basın ve liberal basın üstünü örtecek, konu da kapanacak" mantığı var, meydan ise tamamen boş,
Bu arada dikkatinizi çekmek isterim ki yayınladıkları sevr haritasında bölündüğümüz renkler ile belirtiliyor, dalga geçer gibi hem de!
İnsanın aklına geliyor, 27 Nisan'da uyarı bildirisini yayınlayan TSK bu konu hakkında neden susmayı tercih ediyor?
Sevr haritasının ilköğretim öğrencilerine okutulması da en az 23 Nisan'daki o çocukları Cumhuriyet düşmanlığı ile doldurmaktan zararlı değilmi?
Ya da Cumhuriyetin değerlerini korumak sadece seçim zamanı yaklaşınca birilerinin elini güçlendirmek ile mi sınırlıdır?
Ya da yukarıda saydığım satılmış basının konunun üstüne gitmemesi, vatanseverlerin mücadelesine zarar mı verecek sanılıyor? Yani "nasıl olsa bunlar unutur'' mantığı, demek ki sadece Akp ile sınırlı değil.
Belki de oluşan bazı dogmaların zararını çekiyoruz, "nasıl olsa onlar en iyisini bilir" düşüncesi ve kendi acizliğimizi sorgulamadan, başka bireylere güvenerek örtme çabası tüm bunların sonucudur.
Umuyorum ki artık bazı gerçekler tüm insanlar tarafından benimsenir, oyunun büyüklüğünün farkına varılır.
Yoksa bırakın ilköğretim öğrencilerine Sevr'in benimsetilmesini, "esas kahraman Vahdettin" denilerek çocuklarınızın önüne konulsa, hala birilerinden medet ummaya devam edeceksiniz...
Yeni yıla girdik, mutlu olmamız gerek ama olamıyoruz. Nasıl olabiliriz? Ülkenin Cumhuriyet karşıtları tarafından yönetildiğini bilen ve buna rağmen yeni yıl kutlayabilenleri tebrik ediyorum.
Şahsen içimden gelmiyor, insan ne kadar kendisini zorlasa da kendisine kabullendiremiyor bazı oluşumları! Göz göre göre Cumhuriyet yıkılıyor, birşeyler yapması gerekenler yapmıyor, bu ülkenin Cumhuriyet değerlerini koruması için görevlendirilmiş kişilerin zerre kadar umurunda değil olanlar.
Yeni yıla girerken kaybettiklerimizi umursamayan bir halkız, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar duyarsız bir topluluk olamaz diye düşünüyorum. Hatta Mu kıtasına daha çok inanmaya başladım. Kurtuluş döneminde birden ortaya çıktılar, armağanlarını sundular ve geri döndüler, artık bu duyarsızlığı bilimsel bir dil ile açıklayamıyorum.
Hiçbir ülkede, bu ülke insanları kadar ülke sorunlarına kafa yoran başka bir toplululuğun olduğunu da sanmıyorum. Yukarıda bahsettiğim geniş insanlar çerçevesinin zıttındaki bireylerden bahsediyorum.
Kıskanmıyor da değilim gelişmiş ülkelerin insanlarını. Düşünsenize sadece kendi yaşamınız üzerine odaklanabiliyorsunuz. Bizim ülke halkı için ne kadar da lüks değil mi?
Cumhuriyet düşmanlarının zehir gibi karanlık ettiği bir yıldan daha da karanlığa gidiyoruz, bunun kutlaması nasıl olur?
Ya da duyarsızca, ilgisizce, bırakın göbeğini, heryerini kaşıyarak yıl başına girenlere ne demek gerek?
Cumhuriyetinizin yıkılması yaklaşıyor, kutlayın!
Çocuklarınızın açlık sınırında yaşayıp sürüneceği bir seneye daha girdik, kutlayın!
Mustafa Kemal ve düşüncelerini benimsemenin ceza olduğu bir yılı geride bıraktık, kutlayın!
Kömür çuvalına girmiş demokrasinin başınıza balyoz gibi vurulacağı bir yıla daha girdik, kutlayın!
Komşu ülkelerin başına gelenlerin size yaklaşmasına daha da az kaldı, kutlayın!
Tevhidemizin ve Türbanistlerin göreceği mutlu günlere biraz daha yaklaştık, kutlayın!
Karşı devrimciler Fetullahcı bıyıklarının altından sırıtarak sizlerin duyarsızlığına gülerken,kutlayın
Cumhuriyet düşmanlarının hedeflerine biraz daha yaklaştık, kutlayın!
Kemalizm düşüncesini yaymak ve benimsetmek görevlerinden önce kemalizm nedir ya da ne değildir bunun değerlendirilmesi mutlaka yapılmalı.
Bunu yaparken gerçeklerden kaçmamak esas konu olmalı! Yolda 10 kişiye sorsak 9'u Kemalizm nedir bilmez. Nasıl bilsin ki? Lastik gibi heryere çekilen ideolojilerin ne yazık ki sonu bu oluyor.
Geçmiş yıllarda bir çok hatası olan, Abd'ye kulluk eden bazı partiler Ulusalcı kesime şirin görünmek için mutlaka Kemalizm kartını ortaya koyar, koyar koymasına da ne kadar inandırıcı olur?
Düşünebiliyor musunuz geçmişin Kemalist aydınlarından Uğur Mumcu'yu katledip şimdi de ulusalcıyız oyununu oynayan kişiler ne kadar da rahat hareket ediyorlar?
Adamları bilmesek "ne kadar ulusalcı insanlar" diyeceğiz neredeyse! İyi ki Ulusalcı kesimin zeka seviyesi yüksek yoksa durumlar daha da iç karartıcı olabilirdi.
Belki de esas sorun bu! "Ulusalcı kesimin zeka seviyesi" diyorum, peki ulusalcı gibi görünmeye çalışıp geçmişin kemalist katillerinin takkiyesini yapanları nasıl ayırt edeceğiz?
Önümüze gelen Ulusalcı oluyor, Kemalist oluyor, Kemalizm nedir diye sorunca da avarel edası ile yüzümüze bakıyor. Peki Kemalizm, bu bireylerin eline geçince sokaktaki, kemalizm nedir bilmeyen insanlara nasıl kızacağız?
Bahsettiğim kesimin Kemalist olma nedenleri de evlere şenlik! "Ne Mutlu Türküm diyene" cümlesini kendi ırkçılığı ile harmanlayıp önümüze sürmeye çalışanlar çok var. Adam anlamıyor ki Ne mutlu Türküm diyene cümlesinin manasını. "Ne Mutlu Türk Doğan'a" dememiş Mustafa Kemal, "Ne Mutlu Türküm diyene" demiş. Bu aradaki farkı anlayamayan bir beyin nasıl olur da kemalizm'e hizmet edebilir?
Ayrıca Liberal-Kemalistler de var, onlar da ayrı bir komedi. İngilizce konuşmayı marifet sanan, Ab'ye açık açık destek veren, Abd mandasına karşı Ab mandasını savunan, bunun üstünü de Kemalizm ile örten bireyleri de unutmamak gerek. Kemalizm sömürücüleri arasında bunların da hatırı sayılır bir sayısı var.
Hatta bu kişiler kendilerine ait görsel basın araçlarında 'Ab cicidir' programları ile Ulusalcıları kendi çirkin ve mide bulandırıcı takkiyelerine ortak etme çabasındalar, bana göre en tehlikeli takkiyeci bunlardır.
Darbe Kemalistleri de unutursak kendilerine haksızlık etmiş oluruz. Ne olursa olsun TSK'yı savunmayı Kemalistlik olarak şekillendiren, bilgi ve birikimden yoksun, dogmalar içerisine sıkışmış, bugünün mandacısı Akp'nin doğuş nedenini, ne olduğunu anlamaktan aciz bireylerdir kendileri! Onlar da kendi saçmalıklarını Kemalizm düşüncesi ile örtme derdinde.
Bu bahsettiğim oluşumların hepsi kendilerine "Kemalist" diyor, haliyle Kemalizm rahatlıkla hedef şaşabiliyor. Bunun önüne geçmeden "Kemalizm nedir ve nasıl insanlara benimsetilebilir" düşünülmesi gerek.
Kemalizm, geçmişin katillerini vatansever gösterme aracı değil.
Kemalizm, Abd'ye karşı Ab'yi savunup belli miktarlar karşısında 'Ab cicidir' programlarını yayınlatıp yapılan takkiyeyi şirin gösterme amacı da değil.
Kemalizm, ne olursa olsun Tsk'yı eleştirme, bildiri Akp'nin işine gelse de 'sen onu görmemezlikten gel' düşüncesi de değil.
Salt olarak olmasa da, doğuş nedeni ve samimi savunucuları her zaman sol olmuştur, bu gerçeği kimsenin saptırmaya gücü yetmez. Elimizde elle tutulur bir Kemalizm var, hiç olmaz ise onu kirletmeyin.
Kendi çıkarları için sizin var olma nedeniniz olan Kemalizm'i kullanmalarına ne izin verin ne de izinden gidin.
Yoksa "Kemalizm bitiyor" diye daha çok üzülür dururuz...