20/4/2008 - Pilavın tadı kaçtı!
GÖRÜŞ
HİLMİ TAŞKIN
hilmi.taskin@mynet.com
Pilavın tadı
kaçtı!
Öğrencilik yıllarımızda ders kitaplarında, “ülkemiz, yetiştirdiği tarım ürünleri
ile kendi kendine yeten yedi ülkeden birisidir” diye
yazardı.
Tarlalarımızda üretiyorduk o zamanlar. Ya
şimdi?
Müşteri olduk el aleme.
Üretmiyoruz tüketiyoruz.
Benim köyümde(ve başka köylerde) eskiden her evin önünde mısır
bahçeleri vardı. Baharda imece usulü ile bahçe bellenir ve ekilirdi. Hatta
ekin işi kemençe eşliğinde şenliğe dönüşürdü.
Hasat döneminde ise, toplanan mısırlar ya
güneşte, ya da o zaman köyün her mahallesinde var olan mısır fırınlarda
kurutulurdu.
Her evin kapısında var olan mısır
çötenlerine doldurulan mısırlar, köyün su ile çalışan değirmenine
götürülür ve un edilirdi.
Ve herkes ekmeğini kendi yapardı.
Ya şimdi?
Köylü mısır ekmiyor. Ekmek her gün şehirden
geliyor. Köylü mısır ekmeğini bile şehirden alıyor. Yoğurdu
marketten!!!
Nerede evlerin altındaki ahırlarda beslenen
inekler?
Kalmadı...
Artık süt bile marketten
alınıyor!
Köylü üretimden koparıldı. Üretmeyen ama
tüketen bir kitle oldular. Bu genel politikaların bir
sonucudur.
O nedenle köylü göç etti şehirlere, iş
bulurum sanayi de düşüncesiyle...
Köyler boşaldı, kentler köyleşti.Varoş adı
verilen kentteki köyler oluştu.
Üretmeyenler ne yapar? İhtiyaçlarını üretenden alır. Bizde ülke
olarak öyle yapıyoruz. Eskiden yetiştirdiği tarım ürünleri ile kendi
kendine yeten bir ülke iken, bugün tarım ürünlerinde bile yabancıya
müşteri olduk! Edildik...
Oysa ki Anadolu verimli ve bitek ovalara
sahipti!
Konya buğday ambarı idi. Çukurova ise beyaz
altın, yani pamuk tarlaları ile örtülü idi.
Ve şeker pancarı,
ve tütün,
ve diğer tarım ve hayvan ürünleri bizim
ovalarımızda bizim çiftçilerimiz tarafından üretilirdi.
Ta ki, İMF ve diğer küresel örgütler
müdahale edene kadar!
Ta ki, ülkemizi yönetenler o güçlere teslim
olana kadar.
Şimdi buğday’dan dışardan
geliyor.
Şekerde...
Cargill için yasa bile çıkardık
TBMM’den.
Ve başka pek çok üründe dışardan geliyor.
Oysa ki insanların beslenmesi için tarımsal
ve hayvansal gıdaların önemi oldukça fazladır.
Yönetenler bunu bilmiyorlar mı? Elbette
biliyorlar.
Ama elin günün dediği ile tarıma destek
vermiyorlar. Oysa ki, o el gün kendi ülkesinde tarımı destekliyor! Biz ise
köstekliyoruz.
O elin günün çiftçisi benim çiftçimden daha
ucuza mal ediyor ürününü ve o ürün ile benim piyasamda benden güçlü
oluyor!
Ürününü bu rekabetten dolayı satamayan
çiftçim de ekmekten yavaş yavaş vazgeçiyor.
Sorunu çözmek için görev almış olan bakan ise, “iki üç gün pilav yemeyin
pirinç fiyatları düşer” diyerek çözüm
üretiyor!
Soyadı Eker ama ne ektiği belli
değil!
Üç ayda pirinç fiyatları %130
artmış.
Ya da bilerek artması sağlanmış.
TMO, deposundan kimi firmalara pirinç
satmış. En çok sattığı şirketlerden tekinin de Akel isimli bir firma
olduğu söyleniyor.
Ve Akel’in Maliye Bakanı’nın
oğlu Abdullah Unakıtan ile ilişkili olduğu da söyleniyor.
İnsanın aklına bir oyunun var olduğu şüphesi
geliyor...
Fiyatların yükselmesi için bilerek
spekülasyon yapılıyor.Çünkü bu yolla TMO’dan ucuza prinç alan Akel
gibi firmalar büyük paralar kazanacaklardır.
Tıpkı daha önce
Abdullah Unakıtan’ın mısır ithalatında kazandığı gibi... Bu oyunlar
ile kimileri büyük kazançlar elde eder ama halkın yediği pilavın tadı
kaçar!
Hilmi Taşkın
www.haberinyeri.net
|