haber günlüğü

22/11/2007 - "KAFAMIZI PARÇALAMAK İÇİN KURT YALANLARI!.."

Kategori: Hulki CEViZOGLU
Hakkâri’nin Dağlıca sınır bölgesindeki PKK saldırısında 12 kahraman Mehmetçiğimizin şehit olmasının ardından, ülkenin tamamında büyük bir öfke seli oluşmuştu.
Herkes terör örgütü ve dış desteklerine anında hesap sorulmasını beklerken, “politika” devreye girdi ve yapacağını yaptı!..

BUZLUKTA DONDURULDU, SONRA ERİTİLDİ..

Olaydan bugüne tam tamına bir ay geçti. Şimdi geldiğimiz noktaya bakıyoruz.
Elde var sıfır.
O saldırıdan sonra teröristlerin bir kısmının etkisiz duruma getirilmesini unutmuyoruz. Ancak, beklenenler yapılmadı.
Önce, tezkere çıkardık, çıkarıyoruz denerek -şu ana kadar beklentileri karşılamayan- bir tezkere çıkarıldı. Sonra, Başbakan Erdoğan 5 Kasım’da ABD’ye gidecek, Bush’la görüşecek denerek 10 günlük “buzluğa koyma” yöntemi uygulandı. Ardından, her iki taraftan açıklamalar yapılarak “iş yapıyormuş” havası verildi. Ve kış da geldi. Bugünlerde yurdumuzun birçok yerinde yağan yağmurdan seller oluşuyor. Dağlara kar yağdı bile..
Sonuçta, halk ağzıyla söylersek, tepkiler yatıştırıldı, toplumun gazı alındı!..
Buzlukta dondurulan tepkiler, bu süreçte çıkarıldı ve eritildi, su oldu gitti..
Elde var sıfır..
Geldiğimiz noktaya bakar mısınız?.
Emekli generallerimize, tartışmalı bir konuşma yasağı getirildi. Şimdi bunun kapsamı gündemi oluşturuyor!..
Yazıklar olsun..

HALİDE EDİP: “HEYECANIMIZI YOK EDECEKLER..”


 16 Kasım Cuma günkü Ceviz Kabuğu programında gazete kesiklerini(kupürlerini) göstererek, hatırlatmada bulunmuştum.
Bugün söylenenler, 2005 yılında da tıpa tıp söylenmişti!.. Bugün KKK olan Orgeneral İlker Başbuğ, 2005’te, Genelkurmay 2. Başkanı olarak bugünkü açıklamalarıyla yüzde 99 örtüşen açıklamalar yapmıştı.
Aradan geçen 2 yılda bir adım ilerleme olmadığını görüyoruz. (23 yılda çözüldü mü ki, 2 yılda çözülsün, diyebilirsiniz!.. )
Biz 23 yıl öncesine değil, 88 yıl öncesine gidelim.
İzmir’in işgalinden 6 gün sonra, Darülfünun’da (Üniversitede) 21 Mayıs 1919 tarihli toplantıda konuşan Halide Edip’in sözlerine bakalım:
 “... bugün uyanmış olan heyecanı asla unutmayınız. Bizi birtakım gaflet eseri telgraflar ve haberlerle uyutmaya çalışacaklar, inanmayalım. Bunlar bizim heyecanımızı geçirdikten sonra, kafamızı parçalamak için verilmiş kurt yalanlarıdır.
Altı sene evvel, meşhur Balkan Muharebesi başlangıcında ’statüko korunacaktır’ dediler; sonra döndüler. Tek dayanağımız kalbimizin kuvveti, örgüt ve sakinliktir.
Biz çok müsrif, cömert milletiz, çok şey israf ettik; paramızı, heyecanımızı, kanımızı verdik. Fakat şimdi elimizde israf edecek pek az şeyimiz kaldı. Davamızın doğruluğuna inancımız vardır.
... Türkler ne yapacaklar diye bakıyorlar, heyecanımızı boğmayalım, Yunan bayrağı İzmir üzerine dikilmeyecektir. Heyecanımızı öldürmeyelim.”

“NE YAPACAĞIZ, DİYE BAKIYORLAR”
 

 “Önce bizi uyutacaklar, sonra kafamızı koparacaklar” diyor Halide Edip Adıvar.
“Türkler ne yapacaklar diye bakıyorlar” diyor.
Bu, bugün de doğru. Ayrılıkçı teröre karşı, elimizi ABD tutarken, ne yapacağımıza bakıyorlar.
70 milyon olarak bizler de bakıyoruz. Ve bekliyoruz.
“Türkiye’nin kafasını koparmadan” önce, ne yapılacak diye..

Hulki Cevizoğlu

Yeniçağ

Haberinyeri

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/11/2007 - KADDAFİ'NİN ÇADIRI, KRAL'IN OTEL ODASI!..

Kategori: Hulki CEViZOGLU

10 Kasım’da Atatürk’ü ve ilkelerini anarken, Atatürk düşmanı olarak tanınan bir Kral ağırlandı ve protokol skandalına imza atıldı!.. 
İslâmi kurallara göre yönetilen ve yüce peygamberimizin mezarına bile saygı göstermeyen Suudlar’ın Kralı Abdullah, adaşı bizim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyarete geldi... Ancak, ortaya çıkan manzaraya baktığımızda kimin kimi ziyaret ettiği belli olmadı.
Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’ü andığımız gün, onun şimdiki koltuğunda oturan Abdullah Gül, bugüne kadar görülmedik biçimde Kralın otel odasına gitti ve resmi görüşme yaptı!..

ÇADIR’DAN OTEL ODASI’NA DİPLOMASİ!..


Vaktiyle, Başbakan Necmettin Erbakan’ın Libya’ya yaptığı ziyarette Kaddafi’nin çadırındaki manzara Türkiye’de infial(büyük tepki) uyandırmıştı. Kaddafi’nin “İslam Komutanı” (!) sıfatıyla yardımcı olarak adlandırılan Erbakan’a söylediklerini Türk halkı kabul etmedi. Erbakan’ın cevap vermemesi de tepkileri büyütmüştü. Ve hatta, bu olay ışık açma-kapama eylemlerinin önemli etkenlerinden biri olmuştu.
Şimdi, Erbakan’ın yanında yetişen, bugünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Kaddafi’nin “çadırında” değil ama, bir başka İslam ülkesi(ama İslâm’a saygısı kuşkulu) Kralının “otel odasında” poz vermesi aynı tepkiyi yarattı.
Suudi Arabistan Kralı Abdullah(Bin Abdülaziz El-Suud)’un, Abdullah Gül’e neler söylediğini ise kimse bilmiyor(Halktan tabii). 1,5 saatlik “resmi otel odası görüşmesinde” iki ülke açısından neler konuşuldu?.. Bunları bilmek hakkımız değil mi?..
Ayrıca, bu Kral Türkiye’ye ne için geldi, 10 Kasım’da?.. Sadece “mesaj” (!) vermek için mi?..
Türk milletinin aldığı mesaj, internette dolaştığı gibi şu oldu:
 “Kral geldi, dizi dibine oturttu ve gitti!”
Halk böyle düşünüyor ve internette yazıyor ama haksızlık yapmayalım. Öyle diz dibinde oturma söz konusu olmadı. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan Kral gibi koltuklarda oturdular. Sadece biraz mahcup gibiydiler!..

AVRUPA YAKASI’NDAKİ BURHAN’IN FOTOSU GİBİ..


Bu manzara, hiç de hoş olmadı.
Olması gereken Atatürk fotoğrafı yoktu, Kral 10 Kasım’da bile Anıtkabir’e gitmedi, ülkesinin bayrağını yarıya indirmedi. Ama Abdullah Gül kendisine “Devlet Şeref Madalyası” verdi!..
Uluslararası sözde eşit ilişkideki saygınlığımızı görüyor musunuz?..
Türkiye’ye ne için geldiğini bilmediğimiz Suudi Arabistan Kralı Abdullah, otel odasında (Ankara Swiss-İsviçre Oteli) arkasına Atatürk resmi astırmadı ama kendi resmini astırdı. Ülkemizin kurucusuna saygısı yok, ama kendisine çok büyük saygısı var!. Bu olsa olsa narsistlik, yani kendine aşık olmaktır. Ben bunu Irak’ın diktatörü Saddam’ın kabullerinde bile hatırlamıyorum.
Kendi resmi önünde yanına Türkiye’yi temsil eden Gül ve Erdoğan’ı alarak poz veren Suud Kralını görünce, Avrupa Yakası komedi dizisindeki “Burhan”  aklıma geldi. Burhan da hep kendi resmi önünde poz veriyor!..
Bir de, sanki işgal komutanı gelmiş de, huzuruna çağırıp, poz veriyor gibiydi!.. (Ne bileyim, bu aralar hep 1919 üzerine kitap çalışması yaptığım için, aklım orada kalmıştır!.)
Bu görüntü -henüz esir edilmemiş bir ülkede- hiçbir şeyin karşılığı olamaz!.. Efendim, “Hac kotasını artırması” ya da “Yaşına saygı” içinmiş!.. Geçiniz!..

8 KİŞİ TUTUKLANDI!..


Öte yandan, gündemdeki bir başka konuya kısaca değineyim.
Hakkâri-Dağlıca’ya yapılan PKK terör baskınında kaçırıldığı söylenen 8 kişi(asker) hakkında önemli bir yazı yazmış, “Acaba kendileri mi gitti?” diye sormuştum. Acaba, “Biz gidiyoruz!” sözü söylenmiş miydi?.. Bunun yankısı çok oldu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bile, iki gün önce basına bu gençler hakkında olumlu sözler söyledi ama, sonunda benim yazdıklarım gerçekleşti. Bu 8 kişi Van Askeri Mahkemesi tarafından tutuklandı!... Gerekçelerden biri, “Yurt dışına firar!..”
Tahminlerimde(!) bugüne değin hiç yanılmadım.
Yeniçağ arşivi ve kitaplarım bunların belgesiyle dolu..



Hulki Cevizoğlu


Yeniçağ


www.haberinyeri.net
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Güncel haberler...

Kategoriler

Arkadaşlarım

uygarradikal
Özcan Çeltik
bilimhaberleri
baskemalist
slambasi






haber