Kereviz, kabak, salatalık, maydanoz, zencefil kökü, limon falan galiba...
Sıkıp, içiyorsun.
*
Birincisi, kabak güzel bir şey olsaydı, kabak demezlerdi... İkincisi, madem kerevizle maydanozu karıştırıp suyunu içecektik, o kadar fındığı niye yedirdin?
*
Üstelik...
Milletçe bunalıma girdik, yeşil halıya bile basmıyoruz, kene çıkar diye... Çiğköftenin yanındaki marula bile şüpheyle bakıyoruz... Hálá, "Yeşil gördün mü, dal" diyor.
Amerika değil ki burası birader...
Kırım Kongo Turko!
*
Önceki seneler iyiydi...
"Fındık yiyin" dedi.
Viskiyle, birayla tıkır tıkır yedik.
"Belinizi ölçün, belinizin çevresi boyunuzun yarısından az olmalı" dedi.
Göbeği içeri çektik...
Onu da hallettik.
Ama bu sene başka...
Hem bu yeşil sıvıyı içeceksin, hem de 60 tane barfiks, 120 tane mekik çekeceksin.
Kekik yemeye razıyız da, mekik zor...
Hem zaten bu kadar barfiks çekebilsek, gençleşmek için iksire ne gerek var?
*
Yeşil bulamaç iç.
Tavuklu salata ye.
Erken yat, 5’te kalk.
Yoga yap.
Komando taburu daha rahat!
*
Özetle...
Mehmet Öz’le olmuyor bu iş.
Bize şöyle, Zekeriya Beyaz gibi bir hoca lazım, sağlık alanında... Kafamıza göre...
"Yiyelim, içelim, güzelleşelim, Allah affeder" diyecek bir hoca.
Ama mecburen oturmuşum ekranın karşısına, o bana bakıyor, ben ona.
Saat daha 12.00 birader...
Maç yazsak, henüz başlamadı, müneccim değiliz, nesini yazayım?
Maç yazmasak, ben bile okumam kendi yazımı, nesini okuyayım?
Gel de çık işin içinden.
*
(Laf aramızda, Ertuğrul Özkök iyi adam, hoş adam da... Yazı yazmayınca para vermiyor. Bu huyu kötü.)
*
Neyse...
Yarıladık sayılır, ha gayret. Orta sahada az biraz daha "top" çevirirsek, tamamdır.
*
Doğrusunu isterseniz, sabah işe gelene kadar AKP’nin büyük ihtimalle kapatılacağını tahmin ediyordum. İşe geldim, gazeteleri açtım, bir de ne göreyim... Yeniçeri kılıklı, kaytan bıyıklı terzimiz Cemil İpekçi, "AKP kapatılırsa, duramam buralarda, Hindistan’a giderim" demiş...
*
Bu rest, dengeleri değiştirir.
*
Anayasa Mahkemesi’nin dikkate alacağını düşünüyorum. Almalı...
Çünkü Atatürk devrimleri nedeniyle zaten travma yaşayan Türk halkının, bu darbeyi atlatabilmesi mümkün değil.
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı şan bölümünü bitirdi, opera çalıştı.
Kerem...
Jazz-rock’la başladı; Rolling Stones yorumladı; bana göre, yerli Jimi Hendrix.
*
Mor ve Ötesi bu.
*
Türkiye’nin
seçkin okullarını bir defa değil, defalarca bitirdiler. Anadili
seviyesinde İngilizce ve Almanca biliyorlar. İsteseler, çok rahat
İngilizce şarkı yapabilirler.
Ama...
Yabancı dilin kompleks haline getirildiği; anca "yes, no" diyebilenlerin özgeçmişlerine "İngilizce biliyor" diye yazdırdığı; İbrahim Tatlıses’in "van tu tiri forroo" dediği bir ülkede... Eurovision’a "Türkçe" katıldılar.
*
Bugün alacakları derece ne olursa olsun, "teşekkür" borçluyuz, teşekkür...
(O
da batmıştı, kiloyla hurdacıya satılırken, Tarsus Belediyesi aldı,
restore etti, limana bağlayacağına, getirip şehir merkezindeki parka
koydu!)
*
Türk tarihinin en önemli 5 gemisinin
hali bu... 3 tarafımız denizlerle çevrili bu arada... Kendimize ait
’’Türk havuzu’’ denilen, 1 denizimiz, 2 de boğazımız var!
Bizimkiler, İngiltere’ye, Suudi Arabistan’a, Katar’a, Ürdün’e, Kuveyt’e, Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti.
*
Katar Emiri, gazetecilere "kol saati" taktı; gazeteleri televizyonları aldı.
Cep telefonu İngiliz’in.
Normal telefon öbür Arap’ın.
*
Ekonomiden Sorumlu Bakanımızın, bakan olduktan sonra İngiliz vatandaşı olduğu ortaya çıktı... İngiliz The Banker dergisi, Maliye Bakanımızı Avrupa’da Yılın Maliye Bakanı seçti.
*
İngiliz atasözü der ki: "Sersemler, akıllıların yedi yılda cevaplandıramayacağı soruları bir günde sorar!"
*
Sersem’lemiş biri olarak sorayım:
"Hayatımızda bu kadar...
85 yıllık Cumhuriyet tarihimizde olmadığı kadar, Arap ve İngiliz bulunması, normal midir?"