26/6/2008 - Suçu eğitim sisteminde aramak gerek!
GÖRÜŞ
HİLMİ TAŞKIN
hilmi.taskin@mynet.com
Suçu eğitim sisteminde aramak gerek!
Katıldıkları bir televizyon programında, iki genç kızın söyledikleri sözler tartışma yarattı. Aslında o sözler, ülkemizde ki pek çok kişinin paylaştığı sözlerdir.
Özellikle de Türkiye’de ki geniş sağ-muhafazakâr kesim benzer duygu ve düşünceler içindedir.
Peki neden?
Bu soruya verilebilecek en doğru yanıt; yetiştirilme biçimlerindedir, yani eğitim sistemimizden kaynaklanmaktadır…
Aslında tek başına eğitim sistemimiz de suçlanamaz. Eğitim tüm boyutları ile bu sonuca hizmet eder bir görünüm almıştır.
Yaşadıkları çevrede, okudukları gazetede, izledikleri televizyonlarda, bu sonuca hizmet etmektedir.
Yani o iki genç kız, “Atatürk’ü sevmiyoruz. Humeyni’yi seviyoruz” derken, bizlere bu eğitim sürecinin sonucunu göstermektedirler.
Beyinlere ekilen tohumlardan nasıl bir ürün meydana getirildiğini göstermektedirler.
Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan Atatürk aydınlanması ve karşıtlarının mücadelesinde, ne yazık ki yıllardır eğitim sistemimiz beyinlere aydınlanma devrimlerinin tohumları ekmekten uzak bırakılmıştır.
“Gelincik tarlası” ayrık otları ile dolmuştur!
Bu sonucun tek sorumlusu şu anda görev yapan iktidar da değildir. Aslında şu anda görev yapan iktidar da, o ayrık otlarının büyümesi ve çoğalması ile elde edilmiştir.
Yani bir sebep değil, bir sonuçtur.
Bu sonuç, siyasal gücü ile “gelincik tarlası” üzerinde etki alanını genişletmekte ve daha çok ayrık otu tohumlarının atılmasına gayret göstermektedir.
Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu cumhuriyeti gençliğe emanet etti. O nedenle gençliğin görevini yapacak bilgi ile donatılması gerekiyordu.
Olmadı!
O gençlik büyük oranda tarikat ve cemaatlerin elinde bırakıldı.
Bunun sonucunda da ortaya; Nuray Bezirgân, Kevser Çakır ve onlar gibi düşünen gençler çıktı.
Yani Atatürk’ü ve onun kurduğu cumhuriyet ile ilkelerinin sevmeyen ama Humeyni’yi ya da başka tarikatsal ve cemaatsal önderleri seven gençler üretildi!
Hem de göz göre göre…
Devletin gözetim ve denetiminde olması gereken eğitim, başkalarının denetimine ve gözetimine bırakıldı.
Yayınlarıyla, dershaneleriyle, özel okullarıyla, yurtlarıyla, “nur evleri” ile bir cemaat göz göre göre eğitim sistemimize yön verir hale getirilmiştir.
Ve bu cemaat artık eğitim sistemimiz içinde de kadrolaşmıştır.
Neredeyse her eğitim kurumu bu cemaate hizmet eder duruma getirilmiştir.
Mahalle aralarına kadar yayınlan “nur evleri” ve buralarda görev yapan “abi” ya da “abla” adı verilen cemaat gönülleri ile gençlerin devşirilmesi son yıllarda giderek artmıştır.
Bu yasa dışı eğitim merkezlerine ne yazık ki yasaları korumakla görevli olanlar dahi çocuklarını gönderebilmektedirler!!!
İktidarın ders kitapları ve müfredat değişikliği ile uygulamaya soktuğu yeni model de bu kesimlere hizmet eder niteliktedir.
Eğitim sistemimiz giderek ulusal bilinçten, bilimsellikten ve Atatürkçülükten uzaklaştırılarak cemaatlere hizmet eder bir duruma sokulmaya çalışılmaktadır.
Ne yazık ki yeni olarak sunulan müfredat ile öğrencilerimizin Atatürk’ü, Cumhuriyet’i, milli mücadeleyi ve diğer ulusal değerleri öğrenme şansı yok edilmiştir.
İsteyen İlköğretim Sosyal Bilgiler kitaplarına veya T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarına bakabilir. Kimi zaman basına da yanıysan okullarımızda yaşananlarda dikkatle incelenmeli ve değerlendirilmelidir.
Bu nedenle televizyon programında “Atatürk’ü sevmiyoruz, Humeyni’yi seviyoruz” diyen ve verdiği örnekler ile de cehaletini ortaya koyan türbanlı genç kızlarımız bir üründür.
Ve o ürünler giderek çoğaltılmaktadır.
Tarla ise eğitim sistemimizdir… Eğitime etki eden diğer unsurlardır. Sonucu tartışmak yerine nedenleri tartışmak daha doğrudur.
Hilmi Taşkın
www.haberinyeri.net
|